ana sayfa
proje hakkında
taranan gazeteler
nefret söylemi
forum
linkler
iletişim
english
         
nefret söylemi türleri
abarma suçlu ilan etme tehdit unsuru olarak hedef gösterme düsmanlik,hakaret Hakaret / Aşağılama tehdit unsuru olarak gösterme. aşağılama/düşmanlık doğal kimliği tehdit unsuru olarak gösterme Simgeleştirme / Düşmanlık aşağılama, düşmanlık,aşağılama ötekileştirme, tahrik düşmanlık/savaş söylemi; Küfür /Hakaret / Aşağılama; simgelestirme (dogal kimlik ögesini asagilama unsuru olarak kullanma)
haber bildirmek istiyorum
Haftalik e-bültene üye olmak için
  sizden gelenler  
 
Mazeretler arkasına sığınmayan altın nesil
 08.05.2015


Zaman

Zaman gazetesinin ‘Kürsü’ isimli sayfası Fethullah Gülen’in sohbet ve yazıları esas alınarak çeşitli konular üzerine hazırlanıyor. “Mazeretler arkasına sığınmayan altın nesil” isimli bu yazının “Annelerin yüksek fazileti” alt başlıklı bölümünde ise İslam dinine referansla kadınların özellikleri değerlendiriliyor ve ‘anne’ olarak aile ve toplumdaki rolü yüceltiliyor. Bahsi geçen bölümde, İslam dini gerekçe gösterilerek, kadının yalnızca ‘annelik’ statüsü üzerinden tanımlandığı cinsiyetçi söylem yeniden üretiliyor. “Anne, bir milleti yetiştiren ailenin en önemli unsurudur” cümlesiyle başlayan yazıda kadın, “bir milleti yoğuran mukaddes bir el” olarak tanımlanırken, “toplumun ilk hücresini teşkil eden yuvanın da kurucusu” olduğu için “yüce bir pâye”den sorumlu olduğu iddia ediliyor. Yazı, “Bu yönüyle İslâm, anneye öyle yüce bir pâye verir ki, bunun ötesinde ona yeni pâyeler vermeye kalkışmak, o mukaddes varlığı hoyratlaştırmak, onun başındaki zeberced kakmalı tacı alıp yerine cam parçalarıyla süslenmeye çalışılmış bir külah geçirmek gibi olur” sözleriyle devam ediyor. Kadını “maddeten zayıf ve nahif” olarak nitelendiren yazıda, kadının kendini sadece “şefkat kahramanı” bir anne olarak aile içinde tam anlamıyla gerçekleştirebileceği ima ediliyor. Toplumsal cinsiyete dayalı geleneksel roller, erkeği evin geçimini sağlamakla, kadınıysa ev işleri ve özellikle çocukların bakımıyla görevlendirir. Zira kadını ve erkeği farklı “yeteneklerle” görevlendiren bu geleneksel roller, kadının en iyi biçimde ‘annelik’ statüsü üzerinden var olabileceğini ileri sürer. Böylece kadın, bu statünün çizdiği ‘kutsal’ sınırların dışındaki tüm toplumsal alanlarda ve rollerde görünmez kılınır ve itibarsızlaştırılır. Yazıda da benzer şekilde, kadın, annelik ve şefkat duygusuyla kahramanlaştırılırken, kendilerine dayatılan rollerin dışındaki varlıkları değersizleştiriliyor. Böylece yazı, kadının biyolojik cinsiyeti üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılan, ancak dayanağını kurgulanmış toplumsal cinsiyet rollerinden alan cinsiyetçi önyargıları pekiştiriyor ve yeniden dolaşıma sokuyor.

Sayfa: 23  Etiketler: cinsiyetçilik, önyargıları pekiştirme,

 

Yazara Mesaj Gönder
yorumlar [toplam 0 yorum] yorum yaz
henüz yorum yazılmamış.
 
     
Bu proje Friedrich Naumann Vakfı ve MYMEDIA/Niras tarafından desteklenmektedir. Sitede yer alan görüşler, destekçilerin görüşlerini yansıtmamaktadır.       destekleyen kurumlar
  powered by sinaps iletisim   Hrant Dink Vakfı © 2011. Tüm hakları saklıdır.