ana sayfa
proje hakkında
taranan gazeteler
nefret söylemi
forum
linkler
iletişim
english
         
nefret söylemi türleri
Düşmanlık düsmanlik söylemi tehdit algısı yaratma Hakaret / Aşağılama ayrımcı söylem hedef göstermme çarpıtma; hakaret abartme düşmanlık. yaş ayrımcılığı ayrımcılık olumsuz genelleme halklar arası düşmanlığı körüklüyor savaş dili düsmanlik,hakaret
gönüllü olmak istiyorum
haber bildirmek istiyorum
Haftalik e-bültene üye olmak için
  sizden gelenler  
 
Esas sorun Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalmak
 08.05.2015


Abdülkadir Özkan

Abdülkadir Özkan, “Esas sorun Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalmak” başlıklı köşe yazısında, alınan tüm tedbirlere ve cezaların ağırlaştırılmasına rağmen kadına yönelik şiddetin azalmadığına dikkat çekiyor ve sorunun kaynağına inilmesi gerektiğini öne sürüyor. Bu noktada, yazarın iddiasına göre sorunun kaynağına inmek için “Batılılaşma ihtirasının bu tür cinayetlerde payının olup olmadığının hesaba katılması gerekiyor.” Özkan’a göre, Batılılaşma hareketleri “kimliksizlik” ve “çift kimlilik” ile sonuçlanmıştır; bu nedenle de toplum “iki arada bir derede misali Doğu ile Batı kültürü arasında sıkışıp kalmıştır.” Yazar, bu iddiasını doğrulamak için Doğu ile Batı medeniyetlerinin kendince bir karşılaştırmasını yapıyor: “En basit ifadesiyle Avrupalı için hiçbir sorumluluk üstlenmeden birlikte yaşamak, bir süre sonra birlikteliğe son vermek doğal iken Doğulu için aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Doğulu erkeği ayrıldığı eşinin yaşayışı bile ilgilendirir.” Bu sözlerle, Doğu ve Batı karşıtlığı üzerinden bu toplumların birbirlerinden çok farklı ve hatta tezat ‘değer yargıları’na sahip olduğunu iddia ediyor. Yazarın görüşleri, toplumlarda bireylerin öznel ve birbirlerinden farklı fikirlerinin ve yaşam tarzlarının olamayacağı, aksine bunların tüm toplumu içine alan değişmez ‘değer yargıları’ tarafından belirlendiği varsayımına dayanıyor. Bu değer yargılarının sınırlarının nasıl ve kimler tarafından belirlendiği belirsizken çoğunlukla da cinsiyetçi toplumsal normlar tarafından çerçeveleniyor. Özkan, “Doğulu erkek” figürünün sahip olduğu mutlak ‘değer yargıları’ndan dolayı Batılı yöntemlerle cezalandırılamayacağını savunuyor. Dolayısıyla, erkek-egemen toplumsal normları sorgulanamaz gösterirken bu eril sistemin yol açtığı kadına yönelik cinsel istismarı ve şiddeti de meşrulaştırıyor. Yazar, “Söz gelimi 18 yaşından küçük bir kız çocuğu ile evlenen delikanlı yıllar sonra, hem de iki çocuk sahibi iken, küçük kızı tacizden hapse atılabiliyor. Belli ki, söz konusu yasa ülkemiz şartlarına uygun değil” sözleriyle ise kadın odaklı bir bakış açısı yerine, eril tahakkümü koruyan ‘değer yargıları’nı temel alan bir çözümü savunuyor. Yazar, her ne kadar “Bunların doğru ya da yanlış olduğu üzerinde duruyor değilim” dese de verdiği örnekler ve çözüm önerileri aracılığıyla ataerkil sistemi söylemsel düzeyde yeniden üretiyor.

Sayfa: 11  Etiketler: genelleme, ötekileştirme,

 

Yazara Mesaj Gönder
yorumlar [toplam 0 yorum] yorum yaz
henüz yorum yazılmamış.
 
     
Bu proje Friedrich Naumann Vakfı ve MYMEDIA/Niras tarafından desteklenmektedir. Sitede yer alan görüşler, destekçilerin görüşlerini yansıtmamaktadır.       destekleyen kurumlar
  powered by sinaps iletisim   Hrant Dink Vakfı © 2011. Tüm hakları saklıdır.