ana sayfa
proje hakkında
taranan gazeteler
nefret söylemi
forum
linkler
iletişim
english
         
nefret söylemi türleri
düşmanlaştırma ötekileştirme, tehdit algısı oluşturma anti-Semitizm düşmanlık,savaş söylemi hedef göserme Rum hedef gösterme. ötekileştirme toplumsal ön yargıların pekiştirilmesi hedef olarak gösterme düşmanlaştırmak yabancı düşmanlığı eşcinsellik tehdit
gönüllü olmak istiyorum
haber bildirmek istiyorum
Haftalik e-bültene üye olmak için
  araştırmalar  
 
Hrant Dink?in Basında Hedef Haline Getirilen Bir Siyasi Figüre Dönüştürülmesi
12.09.2009


Kemal Göktaş

Kemal Göktaş bu çalışmasının özetini 12-13 Aralık 2009 tarihlerinde gerçekleştirilen nefret söylemi çalışma toplantısında sundu.

(Bu sunum, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Ana Bilim Dalı bünyesinde hazırladığım ?Basının Kamuoyu Oluşturması, Örnek Olay: Hrant Dink?in Hedef Haline Gelen Bir Siyasi Figüre Dönüştürülmesi? başlıklı tezin kısaltılmış biçimidir. Metin, aynı zamanda ?Hrant Dink Cinayeti: Medya, Yargı, Devlet? isimli kitabımın da (Güncel Yayınları, Nisan 2009, İstanbul) ilk bölümünde yer almaktadır.)

SONUÇ

Türkiye?deki Ermenilere yönelik yayın yapan Agos Gazetesi?nin genel yayın yönetmeni olan Hrant Dink, 19 Ocak 2007?de öldürülmeden önce, medyada sıkça adına yer verilen bir isim oldu. Dink, Atatürk?ün manevi kızı Sabiha Gökçen?in Ermeni asıllı olduğu iddiasını gazetesinde haberleştirdikten sonra, bu habere egemen medyada yer verilmesi ve ardından Genelkurmay Başkanlığı?nın, açıklama yaparak bu tür bir tartışmanın tehlikelerine dikkat çekmesi ile başlayan süreçte, yazdığı yazılar, söylediği sözler ve özgün tutumuyla hep gündeme geldi. Dink, özellikle Ermeni soykırımı tartışmalarının da aynı dönemde yoğun olarak iç ve dış politikada önemli bir konu olarak gündeme gelmesinin de etkisiyle, medyanın projeksiyonunu sürekli üzerine tuttuğu isimlerden biri oldu. Ancak, Dink?e yönelik bu ?ilgi?nin temelinde, Genelkurmay Başkanlığı?nın yaptığı açıklamayla yaratılan havanın büyük etkisi vardı. Açıklama, askerin kamusal alanda yürütülen bir tartışmaya müdahalesi niteliğindeydi ve bundan sonra Dink?le ilgili yapılan her türlü haber ve yorumda bu açıklamanın gölgesi oldu.

Genelkurmay Başkanlığı kamusal bir tartışmaya açıkça müdahale etti ve basından bu tartışmayı sonlandırmasını istedi. Genelkurmay Başkanlığı?nın açıklaması etkisini, Sabiha Gökçen?in Ermeni asıllı olup olmadığı tartışmasının yeterince yapılmadan kapatılmasıyla gösterdi. Genelkurmay, burada ?denebilir ki- militan bir ?eşik bekçisi? rolü oynamaya soyundu ve bunda da ?başarılı? oldu.

Açıklamadan sonra basında ağırlıklı olarak bu iddianın haber değeri taşıyıp taşımadığına ilişkin yeni bir tartışma başladı. Genelkurmay Başkanlığı?nın kamusal bir tartışmanın sonlandırılması biçimindeki açıklaması, halkın haber alma özgürlüğü ile basın özgürlüğü kavramları etrafında değil, yine bu açıklamanın sahibi olan Genelkurmay?ın çizdiği ?ulusal güvenlik ve resmi ideoloji (Atatürk milliyetçiliği)? paradigması çerçevesinde tartışıldı.

Basının çizdiği çerçevede, özgür bir kamusal tartışmanın nasıl yürütülmesi gerektiğine ilişkin bir tartışmanın yerini Atatürk milliyetçiliğinin ispatlanması aldı. Hemen hemen tüm yazarlar, Gökçen?in Ermeni asıllı olduğu iddiası gerçek olsa bile, onun tarihsel kişiliğine bir halel getirmeyeceği noktasında tartışma yürütürken, Gökçen?in niçin yetim kaldığı, niçin Ermeni kökenli olmasına rağmen kökenlerinden koparılarak bir Türk gibi yetiştirildiği soruları sorulmadı. Hatta Gökçen?in Ermeni asıllı olabileceğine şiddetle itiraz edenler ve haberin yayımlanmasını maksatlı bulanlar, Gökçen?in etnik kökeninin saklanmasının düşünülmeyeceğini ileri sürerek tartışmanın ?gereksiz? olduğunu ileri sürdüler.

Genelkurmay Başkanlığı?nın açıklamasından sonra, dikkatler Sabiha Gökçen haberini yapan Hrant Dink üzerine çevrildi. Dink?in kaleme aldığı bir yazı dizisi içindeki son makalesinde geçen bir ifade, bağlamından koparılarak alıntılandı ve Sabiha Gökçen haberini yapan Dink?in nasıl bir ?Türk düşmanı? olduğu ?ispatlanmaya? çalışıldı. Dink?in cümlelerinin provokatif biçimde sunuluşu, etkisini, ırkçı örgütlerin, Dink ve gazetesi Agos?a yönelik tehditlerini savurdukları gazete önünde protesto gösterileri düzenlemeleriyle gösterdi. Dink?e yönelik ırkçı kuşatma, bir yandan gazete sütunlarında kendine yer edinirken, bir yandan da Agos Gazetesi önünde ırkçı sloganların atıldığı gösteriler düzenlenmesine kadar vardı. Ancak Dink?e yönelik bu tehlikeli saldırganlık, gazetelerde kendine yer bulamayarak ?adeta- ?yok sayıldı?.

Buna karşılık, Hrant Dink?in, Sabiha Gökçen haberinin ardından, söz konusu yazı dizisinde ?bulunan? ve cımbızlanarak alıntılanan (?Türklere hakaret ettiği? iddia edilen) cümlesinden ötürü yargılanması sürecinde gazeteler, aynı şekilde, düşünce özgürlüğünün savunucusu olmaktan ?imtina etti?. Bilirkişi raporlarında, Dink?in afişe edilen bu cümlesiyle, Türklüğü aşağılama kastının olmadığı, aksine Ermenileri eleştirdiği belirtilmesine rağmen, Dink sürekli olarak ?Türklüğü aşağıladığı için yargılanan Ermeni gazeteci? olarak kamuoyuna sunuldu. Dink?in, düşüncelerini açıkladığı için mahkûm olması da, egemen medyanın sınırlı bir kesiminde ve Avrupa Birliği ile ilişkiler bağlamında eleştirildi.

Hrant Dink?in medya tarafından hedef haline gelen siyasi bir figüre dönüştürülmesi süreci, hiç kuşkusuz egemen kitle medyası ile sınırlı değildi. Özellikle ırkçı çizgideki basın kuruluşları Hrant Dink?in hedef haline getirilmesinde önemli bir rol oynamışlardı. Ancak egemen medyanın, ırkçı basında Dink?le ilgili yapılan yayınlara kaynak oluşturan ve ırkçı tutumu pekiştirici ve destekleyici yayınları olmasaydı, kuşkusuz hedef haline getirilme süreci bu kadar ?başarılı? olamayacaktı.

Hrant Dink?e yönelik egemen basında yer alan haber ve yorumlarda kullanılan dil, açıkça ırkçı yayın yaptıkları bilinen gazetelerdeki yorumlardan ?ton olarak? belki farklıydı. Buna rağmen, egemen basında yansıtılan bakış açısı ile ırkçı yayınlarda yansıtılan bakış açısı arasında ?öz olarak? çok büyük fark yoktu. İkincisindeki dil, hedef kitlesine uygun olarak daha sivri daha ?aksiyoner? iken, egemen basındaki dil daha ?dolaylı?ydı. Ancak ırkçı basında Dink?e yönelik dilin böylesine sivri olmasını sağlayan nedenlerden biri, kuşkusuz, egemen basındaki dilden ?güç alması?ydı.

Hrant Dink örneğinde görülmektedir ki, Türkiye?de egemen kamusal alan ideolojik niteliği ağır basan bir kamusal alandır. Bu kamusal alanda, devletin resmi ideolojisinin çerçevesi dışına çıkan haber ve yorumlara zaman zaman yer verilse bile, sıklıkla devletin yetkili kurumlarının (örneğimizde Genelkurmay Başkanlığı) kamusal alandaki tartışmalara müdahalesi söz konusu olmaktadır. Özgür bir kamuoyunun oluşturulması için gerekli olan düşüncelerin serbestçe ifadesi, yasalar ve fiili uygulamalarla engellenmekte, yanı sıra egemen kamusal alana farklı görüşlerin sızması önlenmektedir. Kamusal alan, bütün reform söylemlerine rağmen, devletin resmi ideolojisinin cenderesi altındadır.

Bu kamusal alanda Türk milliyetçiliği ?temel değer?dir. Irkçı bir ideolojinin argümanları, ?milli birlik ve beraberlik? söylemiyle sunulmaktadır. Azınlıklar bu kamusal alanda ancak ?öteki? olarak vardırlar ve sıkça tartışma konusu olan Anayasal çerçevenin çizdiği vatandaşlık tanımının bile gerisinde, ırkçı bir ayrımcılığın hedefidirler.

Türk Ceza Kanunu?nun 301. maddesinden açılan bütün önemli davalarda beraat ya da düşme kararları çıkarken, Hrant Dink?in, Avrupa Birliği sürecine rağmen, mahkûm edilmesinde, basının, Dink?in Ermeni kimliğine yaptığı vurgu etkili oldu. Nitekim bu durum, Dink?i mahkûm eden mahkemenin gerekçeli kararındaki hukuk dışı, milliyetçi söylemle kendisini göstermişti. Dink?in siyasi bir suikastın hedefi olarak seçilmesinde de, kuşkusuz, ırkçı basın tarafından kamuoyunda yaratılan ?Dink algısı?nın önemli bir etkisi oldu.

?Ötekileştirme?, Dink?e yönelik haber ve yorumların sadece bir bölümündeki yaklaşımı, üstelik bütün fotoğrafı anlatmaktan uzak bir bölümünü ifade ediyor. Denebilir ki, faillerin suikastla verdiği mesajın alt yapısı medyada oluşturulmuştur.

------------------------------
Hrant Dink?in Türk Ceza Kanunu?nun 301. maddesinden yargılanmasına ve mahkûm olmasına neden olan yazı dizisini aynen yayımlayan ve haberlerinde Dink?in düşünce özgürlüğünü ısrarla savunan Radikal Gazetesi?nin tavrının bu gazetelerden tamamen farklı olduğunu burada belirtmek gerekir.

Etiketler:


 

yorumlar [toplam 0 yorum] yorum yaz
henüz yorum yazılmamış.
 
     
Bu proje Friedrich Naumann Vakfı ve MYMEDIA/Niras tarafından desteklenmektedir. Sitede yer alan görüşler, destekçilerin görüşlerini yansıtmamaktadır.       destekleyen kurumlar
  powered by sinaps iletisim   Hrant Dink Vakfı © 2011. Tüm hakları saklıdır.